
Binnur Akhun Önen
Şimdi bahar… Her dalına bağlı bezleri, çaputları ile rengarenk dilek ağaçlarını seyretme zamanıdır. Çaputların rüzgara teslim uçuşan kuyruklarının peşlerine takılıp dilek tahmin etme oyunu oynamalı şimdi…Vermeli sırtını kurdelesiz, bezsiz bir gariban ağaca…. Neden bu değil de öbür ağaç seçilmiş dilek ulağı olarak bir türlü bilemeden, yürekler-dilekler ve umutlar arasında kaybolmalı….
Ama adı üstünde, “Bahar” bu, fazla kederlenmeye gelmez. Başlamışssak dileklerle dolu kalplerin ağırlığının altında ezilmeye, bizi en iyi şairler kendimize getirir...Öyle ya baharın kıymetini en çok onlar bilir, ya da onlar insanlığın hissettiklerinin “resmen atanmamış” sözcüsü gibidir...
Baharın İlk Sabahları
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karsı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur basım havalarda.
Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne is güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: 'Sıkıntılar dursun!'
Sairliğimle yetinir,
Avunurum.
Orhan Veli Kanık
Tasavvuf erenlerine göre gönül, tanrının insana kendini sezdirdiği yer sayılır bu nedenle tanrısal bir evdir . Dört mevsim içinde gönüle en çok hitabeden mevsim bahar olsa gerek. Hepimizin içindeki tanrısal ev doğanın uzun süren bir içe kapanıklık döneminden sonra şenlenmesi ile ışıldar. Temizlenmiş paklanmış evlere konuk almak ister, aldığı konuğu baş köşeye oturtmak ister insan. İşte bu nedenle bahar aşk mevsimidir, baş köşeye oturtulacak birisinin arayışı içinde insanlar, her gün sokaklarda birbirlerine teğet geçerler bilmeden ne kaybettiklerini...Kimi zaman denk gelir; büyük bir aşk doğar, kimi zaman denk gelmez; bir bahar daha yanlış insanla harcanır gider...
Bir de dostlar vardır aşk’dan da üstün, bitimsiz, bir bahara sıkışıp kalmamış... İşte onlar gidince biter bahar, yapayalnız kalınır hayatın kışına karşı.
MEVSİMLER
Bu kışı da devirdik derdi,
Şubat’ta bir gün güneş açacak olsa.
Saçmalama, derdim, kar bile yağar haftaya.
Olsun, ne önemi var, ne kaldı ki
Şunun şurasında ilkbahara?
Telefona sarılırdım kar yağdığında sonra ,
Hani, derdim, hani bahar, dışarı baksana!
Say bak, derdi, kaç günü kalmış Şubat’ın.
Tartışırken biz böyle, bahar geliverirdi.
Daha kötüsü, Ağustos başlarında,
Yeni dönmüşken Londra’dan ben,
Bu yaz da bitti, derdi birden, Ağustos’un
Kıştır zaten yarısı. Dönüşün yaklaştı.
Hayır, derdim, dışarısı kırk derece,
Dört haftası var bu ayın daha;
Buna bir de pastırma yazını ekle.
Ne eklersen ekle, derdi, geliyor işte kış yine.
Aceleye getirmeyi sevmem ben mevsimleri.
Zaten geçiyorlar. Zaten geçiyor yıllar.
Beş kış devirmişim işte Fikret gideli
Roni Marqulies
Resim=Monet- eşi Camille resim çizerken...
Yazi: Cok eskilerden, Izmir Plus dergisine yazdigim bir yazi...