Elimdeki bir kaç kitaptan biri de Cem Mumcu'nun "Kendine Bakma Kitabı".
Kitapta insanı düşündürten, kendini sorgulatan yazılar var.
Bilmiyorum sizin ilginizi çekiyor mu ama bana anlamlı gelen bazı bölümleri kısaltarak burada paylaşıyorum.
Bu sefer ki melankoli üzerine...
belki de yaratmanın, üretmenin ve sanatçılığın bir parçası melankolidir kim bilir...
Zannedilir ki melankoli acının
peşinden gelir insana. Oysa pek öyle değildir.
Melankoli acının sonrası veya
öncesi değil bizzat kendisidir. Öyle durup dururken, hiçbir şey olmadan damdan
düşer gibi iner insanın tepesine.
Tolstoy ne kadar başarılı, ne kadar mutlu
olduğunu düşündüğünün ertesi günü düşer zifir karanlığa. İçinden dalga dalga
kalkar ölme isteği. Eros, Thantos’la savaşa tutuşur. Ne mene bir şey olduğunu
yaşamayan bilemez.
Savaş meydan savaşıdır ; üstelik meydan insanın kendisidir. İki türlü kanarsın. Tolstoy evdeki silahları kilit altına alır, saklar. Kimden mi saklar? Kendinden tabi. Tetiği çekmek üzere olan da, dolapları kilitleyen de aynı kişidir.
Savaş meydan savaşıdır ; üstelik meydan insanın kendisidir. İki türlü kanarsın. Tolstoy evdeki silahları kilit altına alır, saklar. Kimden mi saklar? Kendinden tabi. Tetiği çekmek üzere olan da, dolapları kilitleyen de aynı kişidir.
Kütüğün üstüne konan başla
cellâdın başı aynıdır yani.
Bende ilkin küllük arazı başlar.
Evdeki küllükler çıkartabilecekleri yangın ihtimaline karşı suyla doldurulurlar
ha babam. Yakıp kavuracak olanlar küllükler değildir oysa. İçimden dalga dalga
kalkmaya başlayan gece kuşlarıdır.
İnsan, kendindeki karanlıktan haber alınca kendinden
kaçar. Bir yerde bir taraf kazanacaktır.
Görmedim ama bilirim Hemingway’in
kendini uçağın pervanesine atmaya çalıştığını da. Ama çağın hastalığı bu ya hep
bilindik nedenler ararız olup bitene.
Oysa her şeyin bir nedeni yoktur ya da
-daha doğrusu- nedenler hep bize görünün cinsten değildir. Aslında en önemli
şeyler çoğunlukla bizim görmediğimiz, bilmediğimiz, bilemediğimiz nedenlerle
olanlardır. Niye dalgalandığını her zaman bilemeyiz.
Ama bazılarında, bazılarımızda başka türlü bir geçmişin izleri vardır.
Melankoli kapkara bir kepçedir.
Kendi derinlerimize daldırdığımız kapkara bir kepçe. Ama yukarı çıkardığımız
balçık kendi hamurumuza eklenir. Eğer çıkabildiysek karanlıktan, iyi bile
gelir. İnsan ki kendi aynasında büyüdükçe küçülür, küçüldükçe büyür.
Şimdilerde çalışıyorlar. Sarmalların
arasında hüznün genini bulacaklar sonra hüzne yatkın çocukları doğmadan
alacaklar analarının karnından. Hüzün bu sistemde maliyeti arttırıyor zira.
Yani doğmadan ölecek yakında melankolikler. Ve tabii Tolstoy’lar,
Hemingway’ler, Plath’lar, Haşim’ler, Leanardo’lar, Nietzche’ler, Zweig’lar,
Pavese’ler ve onların sarmalından gelen insanı insan yapan bütün nesiller.
Cem Mumcu
Cem Mumcu